Daha verimli olmak için en basit çözüm

Bu makaleyi okumanız sadece 2 dakikanızı alacak. Çünkü sizi daha fazla meşgul ederek zamanınızı çalmak ve yapacağınız işten alıkoymak istemiyorum.

Bu konu hakkında yazılan birçok kitap ve makale var. Bir çok kaynaktan bilgi toplamaya çalıştım ve her kaynağın tek bir ortak ana fikri olduğunu gördüm: EYLEM.

Daha verimli olmak için küçümsenen fakat aslında en basit yöntem harekete geçip birşeyler yapmak. Yaptığınız eylem küçük veya büyük farketmez. Sadece yapın. Gerisi gelecektir.

Çoğumuz birşeyler yapmak için gerekli motivasyonumuzun olmadığından şikeyet ederiz ve bu yüzden yapmak istediğimiz şeyi savsaklar dururuz. Aslında motivasyon konusunda yanlış bir algıya sahibiz. Mark Manson‘un Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı isimli kitabında dediği gibi:

Eylem motivasyonun sadece sonucu değildir, aynı zamanda nedenidir de.

Birşeyler yapma konusunda harekete geçmek için sahip olduğumuz yanlış algı şudur: İlk önce bizi motive edecek, esinlenebileceğimiz birşeyler ararız. Bizi harekete geçirecek yeteri kadar esinlenmeyi bulduğumuz anda da motive olur ve harekete geçeriz. Aslında durum böyle değildir. Motivasyon sonsuz bir döngüdür ve bu döngüyü başlatan şey harekete geçip birşeyler yapmanın kendisidir.

Eylemleriniz daha fazla duygusal tepki ve esin yaratır ve sizi daha sonraki eylemleriniz için motive eder.- Mark Manson

Yazılımcı bir arkadaşım ile kahve içerken bana “yazmak istediğin bir kod var ve bunu yazacak gerekli motivasyonu bulamayıp başlayamadığın oldu mu?” diye sormuştu. Ben de şu cevabı vermiştim: Tabiki oldu. Fakat böyle bir anda olduğumu ne zaman hissetsem, bir satır da olsa veya yanlış da olsa birşeyler kodlamaya çalışırım. Önemli olan beynimizi pasif durumdan aktif duruma geçirebilmek. Beynimiz bir kez  ısındığı  anda işleyen motorlar gibi gerisi gelecektir. Beynimizi aktif duruma geçirmenin de en basit yolu birşeyler yapmaktır.

Yaptımız işlerde bizi aktif tutan ve devam etmemizi sağlan şey momentumdur. Momentumu sağlamak için yapacağımız görev büyük de olsa onu küçük parçalara ayırırırız ve bu küçük parçaları hızlı bir şekilde bitirdiğimizi görmek beynimize gerekli olan momentumu verir ve daha büyük görevler için ısınmamızı sağlar.

Bu konuda redditte açılan Boş Geçilmeyen Gün Prensibi‘ni takip edin. Bir kullanıcının bu prensip ile ilgili çok güzel bir yazısı var. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Şimdi, bu yazıyı okuyup bitirdikten sonra hedeflerinize, hayallerinize ulaşmak için veya önünüzde bekleyen işi bitirmek için harekete geçip küçükte olsa birşeyler yapın. Kodlamanız gereken bir yan projeniz mi var, gidip bir satır da olsa kod yazın. Blog mu yazmak istiyorsunuz, tek bir cümle ile ise başlayın. Egzersiz yapmak istiyorsunuz fakat spor salonuna gidip orada 1 saatinizi harcamak size ölüm gibi mi geliyor, gitmeyin. Evinizde hergün 5 dk egzersiz yaparak işe başlayın.

Yapacağımız işi gözümüzde büyütmemek bu işin anahtar noktası. Yapacağımız ne kadar büyük de olsa onu gereksiz yere büyüterek harekete geçmememiz konusunda kendimizi ikna ediyoruz. Halbu ki küçük parçalar büyük resmi oluşturur. Bu yüzden küçükte olsa birşeyler yapın ve bir gününüzü bile boş geçmeyin. Mükemmelliyetçilik sizi yaptığınız işten alıyokoyarak sizi daha az verimli bir hale getirir. Unutmayın Mükemmel iyinin düşmanıdır ve yaptığımız işte daha harika bir duruma gelebilmek için sadece iyi olun ve bunu sürekli tekrarlayın. Eninde sonunda hedefinize ulaşacaksınızdır.

Bizler tekrar tekrar yaptığımız şeyleriz. O halde mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır. - Will Durant

Önerilen okumalar: